Karaciğer Tümörlerinde Doğrudan Hedefe Yönelik Güç: Hepatik Arteriyel İnfüzyon Tedavisi (HAİT)
Karaciğer tümörlerinin (hem karaciğerin kendi kanseri olan Hepatosellüler Karsinom hem de kolon, rektum veya meme kanserlerinin karaciğer metastazları) tedavisinde en büyük kısıtlılık, sistemik (damardan) verilen kemoterapinin tüm vücuda dağılması ve karaciğerdeki tümöre yeterli dozda ulaşamamasıdır. Üstelik tüm vücuda yayılan bu ilaçlar saç dökülmesi, şiddetli bulantı, halsizlik ve kan değerlerinin düşmesi gibi ağır yan etkilere yol açar.
Girişimsel Radyolojinin modern onkolojiye kazandırdığı Hepatik Arteriyel İnfüzyon Tedavisi (HAİT), kemoterapi ilaçlarının doğrudan ve sadece karaciğeri besleyen atardamarın içine, yüksek dozlarda verilmesini sağlayan, ameliyatsız ve hastanın yaşam kalitesini koruyan yenilikçi bir tedavi yöntemidir.
1. Hepatik İnfüzyon Tedavisi (HAİT) Nedir ve Nasıl Çalışır?
Karaciğer dokusunun çok özel bir anatomik yapısı vardır. Sağlıklı karaciğer hücreleri kan ihtiyacının %75’ini toplardamardan (portal ven) karşılarken, karaciğerdeki tümörler kan desteğinin neredeyse %100’ünü atardamardan (hepatik arter) alır.
HAİT yönteminde, anjiyografi altında karaciğerin bu ana atardamarının içine milimetrik bir kateter yerleştirilir. Bu kateter aracılığıyla kemoterapi ilacı doğrudan tümörün kalbine pompalanır.
- Maksimum Etki: İlaç doğrudan tümörü besleyen damara verildiği için, sistemik kemoterapiye oranla tümör dokusunda 10 ila 100 kat daha yüksek ilaç yoğunluğu elde edilir. Tümör adeta ilaçla yıkanır.
- Minimum Yan Etki: Karaciğer, içerisinden geçen yoğun kemoterapi ilacını ilk geçişte büyük oranda filtre eder ve bünyesinde hapseder. İlaç genel dolaşıma çok az karıştığı için sistemik kemoterapinin yarattığı ağır yan etkiler (saç dökülmesi, kemik iliği baskılanması, yoğun halsizlik vb.) ya hiç görülmez ya da hafif seyreder.
2. Kimler Hepatik İnfüzyon Tedavisi İçin Uygundur?
HAİT, özellikle multidisipliner tümör konseylerinde değerlendirilen ve şu kriterleri taşıyan hastalarda çok güçlü bir tedavi seçeneğidir:
- Ameliyat Şansı Olmayan Hastalar: Karaciğerdeki tümörlerin sayısı, büyüklüğü veya yerleşimi nedeniyle cerrahi olarak çıkarılamayan (unrezektabl) hastalar.
- Kolorektal Kanser Metastazları: Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserinin karaciğere sıçradığı ve sistemik kemoterapiye direnç gösterdiği durumlar.
- Primer Karaciğer Kanseri (HCC): Karaciğerin kendi hücrelerinden kaynaklanan ve portal ven (ana toplardamar) tıkanıklığı gibi nedenlerle TACE (kemoembolizasyon) yapılamayan ileri evre tümörler.
- Tümörü Küçültüp Ameliyata Hazırlama (Downstaging): Başlangıçta ameliyat edilemeyecek kadar büyük olan tümörleri HAİT ile küçülterek, hastayı cerrahiye veya karaciğer nakline uygun hale getirmek amacıyla.
3. Tedavi Süreci Nasıl Uygulanır? (Adım Adım)
Hepatik İnfüzyon Tedavisi iki aşamadan oluşur: Kateterin anjiyo ile yerleştirilmesi ve ilacın sürekli infüzyonu.
1.1. Anjiyografi ile Damar Haritalaması:Milimetrik Odaklama.
Hasta anjiyo ünitesine alınır. Kasık veya el bileği atardamarından lokal anestezi altında girilerek karaciğer damarlarının detaylı anatomik haritası (anjiyografisi) çıkarılır. Tümörü besleyen ana atardamar dalı net olarak belirlenir.
2.2. Mikro-Kateterin Yerleştirilmesi veya Port Sistemi:Sabitleme.
Saç teli inceliğindeki özel bir mikro-kateter, tam olarak karaciğer atardamarının içine yerleştirilir. Kısa süreli (3-5 günlük) tedavilerde bu kateter dışarıda bırakılır. Uzun süreli tedavilerde ise kateter, cilt altına yerleştirilen küçük bir ilaç haznesine (HAİP – Port sistemi) bağlanarak tamamen vücut içine gizlenebilir.
3.3. Kemoterapi İnfüzyonunun Başlatılması:Nokta Atışı.
Kateter veya port sistemine dışarıdan akıllı bir infüzyon pompası bağlanır. Kemoterapi ilacı, bu pompa yardımıyla hastanın durumuna göre saatler, günler (genellikle 48-96 saat) veya haftalar boyunca çok yavaş ve sürekli bir ritimle doğrudan karaciğere zerk edilir.
4.4. Kateterin Çıkarılması ve Takip:Normal Hayata Dönüş.
Planlanan ilaç verme süresi bittiğinde, geçici kateterler anjiyo odasında birkaç dakikalık ağrısız bir işlemle çıkarılır. Cilt altı port sistemi yerleştirilen hastalarda ise port yerinde kalır; hasta sonraki seanslar için evine pompayla gidebilir ve normal günlük yaşamına devam edebilir.
4. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Bu işlem sırasında veya sonrasında ağrı olur mu?
Hayır. Kateterin yerleştirilmesi işlemi tamamen lokal anestezi altında yapılır, hastalarımız sadece kasıkta ufak bir dokunma hissederler. Karaciğer içine ilaç verilirken de damar içinden verildiği için keskin bir ağrı hissedilmez. Bazı hastalarda karaciğer kapsülünün gerilmesine bağlı olarak ilk gün hafif bir künt karın ağrısı veya dolgunluk hissi olabilir, bu durum da basit ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınır.
Sistemik kemoterapiden farkı nedir? Yan etkileri nelerdir?
Sistemik kemoterapi tüm vücut hücrelerini (saç, ağız içi, kemik iliği) etkilerken, HAİT sadece karaciğerdeki tümör hücrelerini hedefler. Bu sayede saç dökülmesi, şiddetli bulantı, kusma ve bağışıklık sisteminin çökmesi gibi klasik kemoterapi yan etkileri neredeyse hiç yaşanmaz. En sık görülen yan etkiler karaciğer enzimlerinde geçici yükselme veya hafif mide ekşimesidir; bunlar da ilaç tedavileriyle yönetilir.
HAİT tedavisi kaç seans uygulanır?
Tedavinin seans sayısı tümörün tipine, boyutuna ve hastanın tedaviye verdiği yanıta göre değişiklik gösterir. Genellikle onkoloji protokollerine uygun olarak 3 ila 4 haftalık periyotlarla, ortalama 4-6 seans arasında uygulanır. Her seans öncesi yapılan kan tahlilleri ve görüntülemelerle (BT/MR) başarısı adım adım izlenir.
Kateter veya port varken banyo yapabilir miyim?
Eğer geçici (dışarıda ucu olan) kateter yöntemi uygulandıysa, ilaç infüzyonu süresince (birkaç gün) kateter bölgesine su değdirilmemelidir. Ancak cilt altına tamamen gömülen “Kalıcı HAİP Portu” yerleştirildiyse, portun üzerindeki cilt iyileştikten sonra (yaklaşık 10-14 gün) ilaç verilmediği dönemlerde hastalarımız tamamen normal bir şekilde duş alabilir, hatta yüzebilirler.
Doç. Dr. S. Hilmi Aksoy’un Klinik Yaklaşımı
Karaciğer tümörleri, doğası gereği agresif ilerleyen ve hastayı hızlıca halsiz bırakan yapılardır. Sistemik kemoterapinin yan etkileri nedeniyle dozu artıramadığımız, hastanın vücudunun artık ilacı kaldıramadığı tıkanma noktalarında Girişimsel Radyoloji olarak devreye giriyoruz. HAİT tedavisinde felsefemiz şudur: Düşmana karşı cephe savaşı verip tüm vücudu yıpratmak yerine, kalenin tam içine sızıp bombayı doğrudan hedefe bırakıyoruz. Anjiyo masasında milimetrik hesaplarla tümörü besleyen o kılcal damarın ağzına yerleştiğimiz an, savaşın seyrini değiştiriyoruz. Bu yöntem sayesinde sistemik ilaçlarla küçülmeyen büyük kitlelerin haftalar içinde büzülüp küçüldüğünü, ameliyat olamaz denilen hastaların cerrahiye hazır hale geldiğini görmek bizim en büyük motivasyonumuzdur. En önemlisi de hastamızın bu süreçte saçları dökülmeden, yatağa bağlanmadan, ailesiyle kaliteli vakit geçirerek bu tedaviyi alabilmesidir.

