Günümüzde obezite ve fazla kilo yönetimi, sadece estetik bir kaygı olmanın ötesinde; tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve kardiyovasküler hastalıklar gibi hayati riskleri beraberinde getiren kronik bir sağlık sorunudur. Kilo kontrolünde diyet ve egzersiz programlarından yeterli sonuç alamayan, ancak mide küçültme (tüp mide/bypass) gibi geri dönüşsüz, büyük cerrahi ameliyatların risklerini de almak istemeyen hastalar için modern tıp yepyeni bir kapı açmıştır.
Girişimsel Radyolojinin sunduğu Bariatrik Embolizasyon (Sol Gastrik Arter Embolizasyonu), hastanın anatomisini değiştirmeden, mideyi kesip dikmeden, sadece anjiyo yöntemiyle açlık hormonunu kaynağında baskılayan ve kalıcı kilo kaybı sağlayan en yenilikçi, ameliyatsız bariatrik tedavi yöntemidir.
1. Ameliyatsız Bariatrik Embolizasyon Nedir ve Nasıl Kilo Verdirir?
Geleneksel obezite cerrahileri mide hacmini fiziksel olarak küçültmeye odaklanırken; Girişimsel Radyolojinin bariatrik yaklaşımı hormonal mekanizmaları biyolojik olarak kontrol altına almayı hedefler.
2. Bariatrik Embolizasyon İşlemi Nasıl Uygulanır?
Bariatrik embolizasyon, tamamen anjiyografi laboratuvarında, ileri teknolojik görüntüleme kılavuzluğunda gerçekleştirilen konforlu bir mikrogirişimsel prosedürdür:
3. Girişimsel Bariatrik Tedavinin Cerrahi Ameliyatlara (Tüp Mide/Bypass) Göre Avantajları Nelerdir?
4. Süreç, Riskler ve Uygulama Kriterleri
Ameliyatsız bariatrik embolizasyon tedavisiyle ilgili süreçler ve hastalarımızın en çok merak ettiği pratik detaylar:
Vücut Kitle İndeksi (VKİ) genellikle 30 ila 40 arasında olan (Obez sınıfı), diyet ve egzersizle kilo veremeyen, ancak cerrahi ameliyat sınırında olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen hastalara uygulanır. Ayrıca VKİ’si 40’ın üzerinde olup cerrahiyi tıbbi nedenlerle kaldıramayacak hastalar için de mükemmel bir alternatiftir.
Atardamar yoluyla yapılan bir anjiyo işlemi olduğu için kanama riskini önlemek adına; Aspirin, Coraspin, Plavix veya yeni nesil kan sulandırıcı kullanan hastaların ilaçları, ilgili hekimlerin koordinasyonuyla işlemden 3 ila 5 gün önce kesilir veya köprüleme tedavisi planlanır.
Girişimsel Radyolojinin en güvenli işlemlerinden biridir. İşlemden sonraki ilk birkaç gün, midedeki kan akışının azalmasına bağlı olarak hafif bulantı, kramp şeklinde karın ağrısı veya hafif ekşime hissi görülebilir. Bu durum geçicidir ve kliniğimizde reçete edilecek modern ilaçlarla kolayca kontrol altına alınır. Hedef dışı embolizasyon (parçacıkların istem dışı başka damara kaçması) riski, deneyimli ellerde ve yüksek çözünürlüklü anjiyo cihazları altında yok denecek kadar azdır (<%1).
İşlem ortalama 45-60 dakika sürer. Hasta işlemden sonra tedbir amaçlı sadece 1 gece hastanede misafir edilir ve ertesi gün yürüyerek evine döner. Cerrahi ameliyatlardaki gibi haftalarca süren sıvı beslenme zorunluluğu yoktur; ilk birkaç günlük yumuşak gıda döneminin ardından hızla normal beslenmeye geçilir.
Klinik çalışmalar, bariatrik embolizasyon sonrasında hastaların ilk 6 ay ile 1 yıl içinde fazla kilolarının %15 ila %25’ini kalıcı olarak kaybettiklerini göstermektedir. İşlemden hemen sonraki haftalarda açlık hissinin kaybolmasıyla birlikte kilo verme süreci hızla başlar.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Mide balonu veya mide botoksundan farkı nedir?
Mide balonu ve botoksu endoskopik (ağızdan girilerek) yapılan geçici yöntemlerdir. Balon en fazla 6 ay midede kalabilir ve çıkarıldığında mide eski hacmine döner; botoksun etkisi ise 4-6 ayda tamamen biter ve hastalar genellikle verdikleri kiloları geri alır. Bariatrik embolizasyon ise anjiyo ile damar düzeyinde yapılan hücresel bir müdahaledir; açlık hormonunu üreten hücre yapısını kalıcı olarak modüle ettiği için etkisi geçici değildir, nüks oranı çok daha düşüktür.
İşlemden sonra midemde ülser veya doku ölümü (nekroz) olur mu?
Hayır. Mide, insan vücudunda kanlanması en güçlü ve çok yönlü olan organdır. Sol gastrik arter mikropartiküllerle kapatıldığında, midenin diğer 4 ana damarı hemen devreye girerek koruyucu kan akışını sürdürür. Bu sayede midede doku ölümü veya delinme gibi riskler oluşmaz; sadece fundus bölgesindeki ghrelin üreten hassas hücrelerin salgı kapasitesi kalıcı olarak azaltılır.
Girişimsel Radyoloji Klinik Yaklaşımı
Kilo verme sürecinde en büyük düşman irade eksikliği değil, vücudun biyolojik olarak salgıladığı hormonal açlık çığlıklarıdır. Ghrelin hormonu tavan yapmış bir hastaya sadece ‘boğazını tut’ demek tıbbi olarak haksızlıktır. Obezite cerrahisi ise çok etkili olmakla birlikte, sağlam bir organın büyük kısmının kesilip atılması gibi ciddi bir radikallik içerir. Girişimsel Radyoloji olarak bizim bariatrik felsefemiz; hastanın anatomisine dokunmadan, midesini eksiltmeden, yüksek teknolojik anjiyo masasında sadece bir iğne deliğinden girerek o açlık sinyalini kaynağında kapatmaktır. Sol gastrik arteri milimetrik olarak haritalandırıp biyolojik yamalamayı yaptığımızda, hastanın sonraki aylarda ‘Hocam artık canım yemek istemiyor, tabağı bitiremiyorum’ demesini ve cerrahinin hiçbir ağır komplikasyonunu yaşamadan sağlığına kavuşmasını izlemek, mikrogirişimsel tedavilerin modern tıbba sunduğu en zarif çözümlerden biridir. Kilo vermek için organlarınızdan vazgeçmek zorunda değilsiniz.