Bel ağrısı çeken birçok hasta, ilk olarak bel fıtığı ya da omurga kireçlenmesinden şüphelenir. Ancak klinik çalışmalar, kronik bel ve kalça ağrılarının %15 ila %30’unun aslında omurgadan değil, leğen kemiği ile omurgayı bağlayan “Sakroiliak Eklem”den kaynaklandığını göstermektedir.
Çoğu zaman bel fıtığı ile karıştırılan ve bu yüzden yanlış tedavilerle zaman kaybedilen bu rahatsızlıkta, Girişimsel Radyolojinin sunduğu Sakroiliak Eklem Enjeksiyonu, hem kesin tanı koyulmasını sağlayan hem de ameliyatsız kalıcı şifa sunan en etkili yöntemdir.
1. Sakroiliak Eklem Nedir ve Neden Ağrı Yapar?
Sakroiliak eklem, omurganın en alt kısmındaki üçgen kemik (sakrum) ile leğen kemiğini (ilium) birbirine bağlayan, vücudun sağında ve solunda birer tane bulunan, vücudun en büyük eklemlerinden biridir. Diğer hareketli eklemlerimizin aksine görevi hareket etmek değil, üst vücudun tüm yükünü bacaklara dengeli bir şekilde aktarmak ve şok emici bir bariyer görevi görmektir.
Sakroiliak Eklem Sendromu ve Disfonksiyonu Neden Olur?
Belirtileri Nelerdir? Fıtıktan Nasıl Ayrılır?
2. Sakroiliak Eklem Enjeksiyonu Nedir ve Nasıl Yapılır?
Sakroiliak eklem, üzeri çok güçlü bağ dokuları ve kalın kas gruplarıyla kaplı, oldukça dar ve kıvrımlı bir eklem aralığına sahiptir. Bu nedenle, görüntüleme kılavuzu olmadan, el yordamıyla muayenehane şartlarında bu eklemin içine iğne ile girilmesi tıbben mümkün değildir.
Kliniğimizde bu işlem, Girişimsel Radyoloji ünitesinde, en yüksek teknolojik standartlarda gerçekleştirilir:
3. Enjeksiyonun Ekleme ve Sinirlere Faydası Nasıl Olur?
4. Süreç, Riskler ve Uygulama Kriterleri
Aşağıdaki maddeler, operasyonun hazırlık aşamasından uzun dönemli sonuçlarına kadar hastalarımızın en çok merak ettiği pratik soruların yanıtlarını içermektedir:
Bel ve kalça ağrısı çeken, fizik tedavi, korse kullanımı veya ağrı kesici ilaçlardan fayda görmeyen, klinik muayenesinde sakroiliak eklem testleri pozitif çıkan ve özellikle Ankilozan Spondilit kaynaklı kalça yangısı (sakroiliit) olan hastalara uygulanır.
Girişimsel Radyolojide bu işlem canlı görüntüleme altında yapıldığı için riskler minimaldir (<%1). Ameliyathane sterilitesinde çalışıldığından enfeksiyon riski yok denecek kadar azdır. İşlem sonrasında iğne giriş yerinde birkaç gün süren hafif bir sızı veya hassasiyet olabilir, bu durum buz uygulaması ve basit ağrı kesicilerle kolayca geçer.
Hastanede yatış gerektirmeyen günübirlik bir uygulamadır. İşlem yaklaşık 15-20 dakika sürer. Hasta dinlenme odasında yarım saat gözlemlendikten sonra kendi ayakları üzerinde, yürüyerek kliniğimizden ayrılır. İlk 24 saat evde istirahat önerilir; ağır kaldırmak, ani dönme hareketleri yapmak yasaktır. Ertesi gün kişi sosyal ve profesyonel hayatına geri dönebilir.
Kortizonun ödem çözücü ve tedavi edici etkisi işlemden sonraki 3. günden itibaren oturmaya başlar ve 1. haftanın sonunda maksimum seviyeye ulaşır. Tek bir enjeksiyonun sağladığı ağrısız dönem, hastanın eklem hasarına ve yaşam tarzına göre 6 ay ile birkaç yıl arasında değişebilir. Birçok hastada bu süre zarfında eklem kendini toparlar ve şifa kalıcı olur. Romatizmal hastalıklarda ağrı nüksederse işlem yılda 2-3 kez güvenle tekrarlanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sakroiliak enjeksiyondaki kortizon kilo aldırır mı?
Hayır. Ağızdan hap olarak alınan veya kalçadan kas içine yapılan sistemik kortizonlar vücutta su tutulmasına ve kilo artışına neden olabilir. Ancak sakroiliak enjeksiyonda kullanılan miligram düzeyindeki steroid sadece eklem boşluğu içinde lokal olarak çalışır, kana karışma oranı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle kilo alma, tüylenme veya tansiyon yükselmesi gibi sistemik yan etkiler oluşturmaz.
Enjeksiyon ağrıyı tamamen geçirmezse sonraki adım nedir?
Eğer enjeksiyon tedavisi hastaya birkaç ay boyunca çok iyi gelmiş ancak eklemdeki mekanik aşınma çok ileri düzeyde olduğu için ağrı tekrar geri dönmüşse, bir sonraki aşamada Sakroiliak Eklem Radyofrekans Ablasyon (RFA) tedavisi uygulanır. Bu yöntemde, eklemin ağrı duyusunu taşıyan mikro sinir uçları yüksek teknolojik ısı dalgalarıyla bloke edilerek 1 ila 2 yıl süren çok daha uzun vadeli bir ağrısızlık dönemi sağlanır.
Girişimsel Radyoloji Klinik Yaklaşımı
Klinik pratiğimizde bel fıtığı ameliyatı planlanmış ya da fıtık tedavilerinden hiçbir fayda görmemiş hastaların filmlerini incelediğimizde, sorunun aslında birkaç santimetre daha aşağıda, sakroiliak eklemde olduğunu çok sık saptıyoruz. Tıp dünyasında ‘büyük taklitçi’ olarak bilinen bu eklem disfonksiyonu, doğru teşhis edilmediğinde hastayı kronik bir ağrı girdabına sürükler. Girişimsel Radyolojinin en büyük gücü, canlı skopi ekranında o milimetrik eklem aralığını bir harita gibi okuyabilmemizdir. İğne ucumuzla eklemin içerisine girip doğru yere ilacı bıraktığımızda, hastanın ‘Aylardır üzerime basamadığım kalça ağrım masadan kalkarken uçtu gitti’ demesi, doğru teşhisin ve mikrogirişimsel yaklaşımın ne kadar değerli olduğunun en net kanıtıdır. Ameliyat seçeneğinden önce omurganın ve leğen kemiğinin bu gizli biyomekanik köprüsünü mutlaka değerlendirmek gerekir.