Pelvik Konjesyon Sendromu Nedir?
Kadınlarda leğen kemiği (pelvis) bölgesindeki topladamarların genişlemesi, kıvrımlı hal alması ve kanı kalbe doğru düzgün geri taşıyamayıp göllenmesine yol açması durumuna Pelvik Konjesyon Sendromu denir. En basit tabiriyle, bacaklarda görülen varislerin rahim ve yumurtalık çevresindeki damarlarda oluşması tablosudur.
Genellikle 20-45 yaş arası, en az bir kez doğum yapmış kadınlarda görülen bu sendrom, maalesef toplumda ve hatta tıp dünyasında yeterince tanınmadığı için hastalar yıllarca “psikolojik ağrı”, “kronik sistit” veya “açıklanamayan pelvik ağrı” teşhisleriyle hekim hekim dolaşmakta ve mağdur olmaktadır.
Belirtileri Nelerdir? (Hastalık Kendini Nasıl Gösterir?)
Pelvik konjesyon sendromunun en karakteristik belirtisi, 6 aydan uzun süren ve başka bir jinekolojik nedene bağlanamayan kronik kasık ve karın ağrısıdır. Bu ağrının kendine has bazı özellikleri bulunur:
Neden Oluşur?
Sağlıklı toplardamarların içinde kanın yer çekimine inat kalbe doğru tek yönlü gitmesini sağlayan kapakçıklar bulunur. Kadınlarda gebelik döneminde rahim büyür, pelvis bölgesindeki damarlara baskı yapar ve hormonal değişimler damar duvarlarını gevşetir.
Bu süreçte sol yumurtalık toplardamarındaki (sol overyen ven) kapakçıklar yapısal olarak bozulursa, kan kalbe gidemez ve yer çekimiyle geriye doğru, yani yumurtalık ve rahim çevresine kaçmaya başlar (venöz reflü). Zamanla bu bölgedeki damarlar genişler, göllenir ve kronik ağrıyı tetikler.
Ameliyatsız ve Kesin Çözüm: Pelvik Embolizasyon
Geçmişte bu hastalığın kalıcı tedavisi için rahmin ve yumurtalıkların ameliyatla tamamen alınması (histerektomi) veya büyük cerrahi bağlama operasyonları uygulanırdı. Günümüzde ise Girişimsel Radyoloji sayesinde, rahminize ve yumurtalıklarınıza hiç dokunmadan, sadece bozulan damarı içeriden kapatan “Pelvik Embolizasyon” yöntemiyle hastaları kalıcı olarak sağlığına kavuşturabiliyoruz.
Tedavi Mantığı Nasıldır?
Pelvik embolizasyon, anjiyografi altında sadece bir iğne deliğinden girilerek yapılan mikro-girişimsel bir damar içi (endovasküler) tedavi yöntemidir. Amacı; işlevini yitirmiş, kapakçıkları bozulmuş ve kanı geriye kaçırarak ağrıya sebep olan yumurtalık damarlarını tıkayarak kapatmaktır. Bu damar kapatıldığında, vücut kanı otomatik olarak bölgedeki diğer sağlıklı ve çalışan damarlara yönlendirir; rahim çevresindeki göllenme ve dolayısıyla kronik ağrı anında ortadan kalkar.
İşlem Nasıl Uygulanır? (Adım Adım Süreç)
Pelvik embolizasyon; narkoz gerektirmeyen, lokal anestezi altında yapılan ve yaklaşık 45 dakika süren, konfor oranı son derece yüksek bir anjiyo işlemidir.
1.1. Lokal Anestezi ve Kesisiz Giriş:Konforlu Başlangıç.
Hasta anjiyo masasına alınır. Giriş yeri olarak kasık bölgesi (femoral) veya boyundaki (juguler) toplardamar kullanılır. Giriş bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Hasta işlem boyunca tamamen uyanıktır, ağrı veya sızı hissetmez.
2.2. Venografi (Damar Haritalanması):Kaçağın Tespiti.
Saç teli inceliğindeki kateterlerle anjiyo cihazı kılavuzluğunda sol yumurtalık toplardamarına (sol overyen ven) ulaşılır. Buradan verilen kontrast madde ile damarın ne kadar genişlediği ve kanı aşağıya doğru nasıl kaçırdığı (reflü) ekranda canlı olarak görüntülenir ve haritalandırılır.
3.3. Embolizasyon (Damarın Tıkanması):Kalıcı Kapatma.
Kaçak yapan ana topladamarın içine, tıbbi açıdan tamamen güvenli, saç örgüsü şeklinde milimetrik platin/titanyum sarmallar (coiller) veya damarı içeriden yapıştıran özel sıvı ajanlar yerleştirilir. Damarın tamamen kapandığı ve geriye kaçışın bittiği anjiyoda teyit edilir.
4.4. Kateterin Çıkarılması ve Takip:Hızlı Taburculuk.
Damar içindeki mikro tüpler çıkarılır. Giriş deliği bir iğne ucu kadar küçük olduğundan dikiş atılmaz, sadece kısa süreli bir baskı uygulanır. Hasta servis odasına alınarak birkaç saat dinlendirilir.
Cerrahiye Göre Avantajları Nelerdir?
İşlem Sonrası Süreç ve Beklentiler
Doç. Dr. S. Hilmi Aksoy’un Klinik Yaklaşımı
Klinikte en çok üzüldüğüm hasta gruplarından biri, Pelvik Konjesyon Sendromu olan kadınlardır. Bu hastalar bize gelene kadar o kadar çok kapı çalmış oluyorlar ki… Kadın Doğum, Üroloji, Genel Cerrahi, hatta ağrının kaynağı bulunamadığı için Psikiyatriye yönlendirilen hastalarımız var. ‘Ağrın psikolojik’ denilen bu kadınların pelvik MR veya dopler incelemelerine baktığımızda, rahim çevresinde adeta bir solucan yumağı gibi genişlemiş, göllenmiş varis damarlarını görüyoruz. Teşhis koyup hastaya ‘Ağrınızın sebebi burada ve çözümü çok basit’ dediğimizde yaşadıkları o anlaşılma duygusu bile çok kıymetli. Girişimsel Radyoloji odasında, kasık bölgesindeki damardan girip o kaçak yapan damarın şalterini kapatıyoruz. Ne bir kesi, ne bir dikiş, ne de organ kaybı… Yıllardır kronik ağrıyla hayatı zindan olmuş bir kadının, işlemden birkaç hafta sonra kontrole gülerek gelmesi ve ‘Hocam akşamları ağrısız ayakta kalabilmenin ne demek olduğunu unutmuşum’ demesi, bu mikro-girişimsel tedavilerin ne denli mucizevi sonuçlar yarattığının en somut kanıtıdır.