İyi huylu prostat büyümesinin (BPH) ameliyatsız çözümü olan Prostatik Arter Embolizasyonu hakkında kliniğimize en sık iletilen soruları ve bilimsel yanıtlarını sizler için derledik.
1. Prostat embolizasyonu (PAE) bir ameliyat mıdır?
Hayır, prostat embolizasyonu bir cerrahi operasyon (ameliyat) değildir. Girişimsel Radyoloji uzmanları tarafından anjiyografi laboratuvarında gerçekleştirilen, kesi, neşter izi veya dikiş gerektirmeyen mikro-girişimsel bir damar içi tedavi yöntemidir. İşlem sadece bir iğne deliğinden (kasık veya el bileğinden) girilerek yapılır.
2. İşlem sırasında narkoz (genel anestezi) alacak mıyım?
Hayır. PAE işleminin en büyük avantajlarından biri genel anestezi gerektirmemesidir. Sadece kateterin girileceği bölge (bilek veya kasık) lokal anestezi ile uyuşturulur. İşlem boyunca uyanık olursunuz, bizimle sohbet edebilir ve isterseniz anjiyo ekranından süreci izleyebilirsiniz. Hastalarımızın heyecanını ve stresini azaltmak için damardan hafif rahatlatıcı (sedasyon) ilaçlar da uyguluyoruz.
3. İşlem sırasında veya sonrasında çok ağrı hisseder miyim?
İşlem sırasında damar içinden ilerlendiği için herhangi bir ağrı hissetmezsiniz. Sadece kasık veya bilekteki uyuşturma iğnesi yapılırken hafif bir sinek ısırığı hissi oluşur. İşlemden sonraki ilk birkaç gün, prostat dokusunun kan desteğinin kesilmesine (küçülme sürecinin başlamasına) bağlı olarak leğen kemiği bölgesinde hafif bir dolgunluk, sızlama veya idrar yaparken hafif yanma hissedilebilir. Bu durum oldukça normaldir ve reçete edeceğimiz basit ağrı kesicilerle tamamen kontrol altına alınır.
4. Prostat embolizasyonu cinsel fonksiyonlara zarar verir mi?
Kesinlikle hayır. Klasik prostat ameliyatlarının (TUR-P, HoLEP, açık cerrahi vb.) en çok çekinilen yan etkileri olan sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon) veya meninin mesaneye kaçması (geriye doğru boşalma / kuru boşalma) riski PAE işleminde neredeyse sıfırdır. Çünkü idrar kanalına mekanik bir müdahale yapılmaz ve cinselliği yöneten sinir ağları korunur. Hatta işlem sonrası idrar konforu artan ve ağır ilaçları bırakan birçok hastamızda cinsel yaşam kalitesinin daha da iyiye gittiği gözlenmektedir.
5. İşlem sonrasında idrar kaçırma riski var mıdır?
Hayır. Ameliyatlarda idrar tutmayı sağlayan büzük kaslarının (sfinkter) zedelenmesine bağlı olarak kalıcı idrar kaçırma riskleri oluşabilir. Prostat embolizasyonunda ise bu kaslara dokunulmadığı ve sadece prostatın kendi iç damarları hedeflendiği için işlem sonrasında kalıcı idrar kaçırma riski bulunmamaktadır.
6. Embolizasyon sonrası prostat hemen o gün mü küçülür? İdrar ne zaman rahatlar?
Prostatın küçülmesi zamana yayılan doğal bir süreçtir. Kan desteği kesilen prostat dokusu ilk haftalardan itibaren yumuşamaya ve hacim kaybetmeye başlar. Genellikle 1. aydan itibaren idrar akış hızındaki artış, gece tuvalete kalkma sıklığındaki azalma belirginleşir. Maksimum küçülme ve klinik rahatlama 3. ve 6. aylar arasında tamamlanır. Bu süreçte prostat ortalama %30 ila %40 oranında küçülür ve idrar kanalındaki baskı tamamen kalkar.
7. Kateter el bileğinden mi, kasıktan mı takılıyor? Hangisi daha avantajlı?
Kliniğimizde hastamızın damar yapısı uygun olduğu sürece el bileği (radial arter) yaklaşımını tercih ediyoruz. El bileğinden yapılan anjiyo işlemlerinde, işlem sonrası hastanın yatakta sırtüstü saatlerce hareketsiz yatma zorunluluğu ortadan kalkar. Hasta işlem biter bitmez yatağında oturabilir, yemeğini yiyebilir ve çok daha konforlu bir şekilde yürüyerek evine dönebilir. Ancak damar kıvrımlılığı veya tıkanıklığı gibi durumlarda kasık yolu da son derece güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.
8. Yaşlı, kalbinde stent olan veya kan sulandırıcı kullanan hastalar bu tedaviyi alabilir mi?
Evet, hatta bu hasta grubu için PAE en güvenli seçeneklerden biridir. İleri yaş, kalp, akciğer veya böbrek yetmezliği nedeniyle genel anestezi (narkoz) alması hayati risk taşıyan ve ameliyat olamayan hastalar, PAE yöntemiyle ameliyatsız sağlığına kavuşabilir. Ayrıca kalp hastalığı nedeniyle yoğun kan sulandırıcı kullanan ve bu ilaçları kesmesi tehlikeli olan hastalarda, PAE işleminin kanama riski cerrahiye kıyasla yok denecek kadar az olduğu için ilaçların kesilmesine gerek kalmadan veya kısa süreli düzenlemelerle işlem güvenle yapılabilir.
9. Hastanede kaç gün yatmam gerekir? Ne zaman işe dönebilirim?
Prostat embolizasyonu genellikle aynı gün taburculuk imkanı sunan bir tedavidir. Sabah işleme alınan hastalarımız, servis yatağında birkaç saat dinlendirildikten ve takipleri yapıldıktan sonra akşam saatlerinde evlerine yürüyerek dönebilirler. Hastalarımız genellikle 2-3 günlük ev istirahatinin ardından masa başı işlerine ve hafif sosyal aktivitelerine rahatlıkla dönebilmektedir.
10. Prostat embolizasyonu (PAE) için yaş sınırı var mıdır? Her prostata uygulanır mı?
Belirli bir üst yaş sınırı yoktur; genel durumu ameliyata elvermeyen çok ileri yaştaki hastalara bile güvenle uygulanabilir. Ancak bu yöntemin uygulanabilmesi için hastanın şikayetlerinin “İyi Huylu Prostat Büyümesine (BPH)” bağlı olması gerekir. İşlem öncesi yapacağımız detaylı muayene, PSA kan testi ve Multiparametrik Prostat MR incelemeleri ile hastamızda prostat kanseri şüphesi olmadığını netleştirdikten sonra tedavi kararı veriyoruz. Çok küçük prostatlardan ziyade, özellikle 60-80 gramın üzerindeki büyük prostatlarda PAE’nin başarısı ve hastaya sağladığı konfor çok daha yüksektir.
Doç. Dr. S. Hilmi Aksoy’un Klinik Notu
Kliniğimize başvuran hastaların en büyük endişesi, ‘Prostatımı tedavi ettirirken erkekliğimi, cinsel hayatımı kaybeder miyim?’ ya da ‘Ameliyattan sonra altıma kaçırır mıyım?’ sorularıdır. Bu korkular yüzünden hastalar yıllarca ağır ilaçlar kullanıyor, ilaçların yan etkileriyle boğuşuyor veya tedaviyi erteleyip böbrek yetmezliğine davetiye çıkarıyor. Prostat Arter Embolizasyonu (PAE), Girişimsel Radyolojinin modern tıbba kazandırdığı en zarif çözümdür. Biz hastamızın cinsel fonksiyonlarına, idrar kaslarına veya anatomisine dışarıdan hiçbir zarar vermeden, sadece anjiyo ile prostata giden kanı azaltarak bu sorunu kökten çözüyoruz. Hastalarımızın işlemden aylar sonra kliniğe gelip ‘Hocam geceleri hiç uyanmıyorum, hayatım yeniden düzene girdi ve hiçbir yan etki yaşamadım’ demesi, bu yöntemin ne kadar doğru bir tercih olduğunun en büyük kanıtıdır.