Meme muayenelerinde veya rutin ultrason taramalarında genç kadınların karşısına en sık çıkan kitlelerin başında fibroadenomlar gelir. Fibroadenomlar memenin iyi huylu (kanser olmayan) tümörleridir ve doğrudan kansere dönüşme riski taşımazlar. Ancak zamanla büyüyerek memede ağrıya, dolgunluk hissine, dışarıdan belli olan estetik asimetrilere ve en önemlisi hastada ciddi bir psikolojik kaygıya yol açabilirler.
Geçmişte büyüyen veya ağrı yapan her fibroadenom için tek seçenek ameliyathaneye girmek ve kitleyi cerrahi olarak kestirmekti. Günümüzde ise Girişimsel Radyolojinin sunduğu modern teknolojiler sayesinde; narkoz almadan, ameliyatsız, dikişsiz ve memede hiçbir neşter izi kalmadan fibroadenomları tamamen tedavi etmek mümkündür.
1. Fibroadenomlar Ne Zaman Tedavi Edilmelidir?
Her fibroadenomun mutlaka tedavi edilmesi gerekmez. Küçük (örneğin 1 cm’nin altında), ağrı yapmayan ve takiplere göre büyüme eğilimi göstermeyen kitleler sadece ultrasonla izlenebilir. Ancak şu durumlarda tedavi kararı alınır:
2. Ameliyatsız Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Girişimsel Radyoloji ünitelerinde, fibroadenomların boyutuna ve yapısına göre lokal anestezi altında uygulanan iki temel ameliyatsız tedavi yöntemi mevcuttur:
A) Vakum Biyopsisi ile Tam Rezeksiyon (Kitlenin Tamamen Çıkarılması)
Özellikle boyutu 2-3 cm’nin altında olan fibroadenomlar için ideal yöntemdir. Bu yöntem sadece bir teşhis aracı değil, aynı zamanda kitleyi tamamen yok eden bir tedavi şeklidir.
B) Termal Ablasyon (Kriyoablasyon veya Lazer / Radyofrekans Ablasyon)
Özellikle vakumla çıkarılamayacak kadar büyük (3 cm ve üzeri) olan fibroadenomlarda tercih edilen, kitleyi vücut içinde eritme yöntemidir. En sık kullanılan iki türü vardır:
Ameliyatsız Yöntemlerin Cerrahi Ameliyata Göre Avantajları
Klasik ameliyatlarla fibroadenom çıkarılması hem meme dokusuna zarar verir hem de estetik kayıplara yol açar. Girişimsel Radyoloji yöntemleri ise bu tabloyu tamamen değiştirir:
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İşlem sırasında canım yanar mı?
Kesinlikle hayır. İşlem öncesinde fibroadenomun çevresi ve üzerindeki cilt dokusu çok güçlü lokal anestezik ilaçlarla tamamen uyuşturulur. Hastalarımız işlem boyunca acı veya ağrı hissetmezler; sadece dokunma ve hafif bir baskı hissi duyabilirler.
Ameliyatsız tedaviden sonra fibroadenom tekrarlar mı?
Vakum biyopsisi ile tamamen çıkarılan veya ablasyonla tamamen öldürülen bir fibroadenom aynı noktada yeniden büyümez. Ancak yapısı gereği fibroadenom geliştirmeye yatkın olan meme dokusunun farklı bir yerinde, ilerleyen yıllarda tamamen bağımsız yeni kitleler oluşabilir. Bu durum ameliyat olan hastalar için de aynı oranda geçerlidir.
İşlem sonrası memede şekil bozukluğu kalır mı?
Hayır, bu ameliyatsız yöntemlerin en büyük estetik avantajıdır. Klasik cerrahide kitle tek parça halinde çıkarılırken etrafındaki sağlıklı yağ ve meme dokusu da kesildiği için memede kalıcı çöküntüler ve asimetriler kalabilir. Vakum ve ablasyon yöntemlerinde ise çevre dokular tamamen korunduğu için memenin doğal mimarisi ve dış görünüşü asla bozulmaz.
İşlem sonrasında evde ne yapmalıyım?
İşlemden hemen sonra klinikten yürüyerek çıkabilirsiniz. İlk 24 saat işlem bölgesine kılcal sızıntıları ve morlukları önlemek amacıyla aralıklı olarak buz uygulaması (soğuk kompres) yapılması önerilir. Memeyi sıkı tutan bir sporcu sütyeni giymek konforunuzu artıracaktır. İlk birkaç gün ağır spor yapmaktan ve ağır yük taşımaktan kaçınmak yeterlidir.
Doç. Dr. S. Hilmi Aksoy’un Klinik Yaklaşımı
Polikliniğimize başvuran gencecik hastalarımızın memelerindeki fibroadenomlar nedeniyle ne kadar büyük bir korku ve estetik endişe yaşadıklarını her gün gözlemliyorum. Çoğu hasta ameliyat masasına yatıp göğsünde ömür boyu kalacak bir bıçak izi taşımak istemediği için tedavisini erteliyor ve kitlenin büyümesine göz yumuyor. Modern mikrogirişimsel tıp sayesinde artık bu genç kadınları çaresiz bırakmıyoruz. Klinik felsefemizin temelinde ‘Maksimum Tedavi, Minimum Travma’ yer alır. Ultrason ekranında kitleyi milimetrik olarak izleyerek, lokal anestezi konforuyla, bir iğne deliğinden girip o kitleyi tamamen temizliyoruz. Hastamız masadan kalktığında ne bir dikiş izi oluyor ne de memesinde bir şekil bozukluğu. Bir kadının memesinin doğal estetiğini koruyarak onu hem ağrılarından hem de kitle korkusundan 20 dakikada kurtarabilmek, bizim hekimlik pratiklerimizin en keyifli ve gurur verici yanıdır.