Transarteriyel Radyoembolizasyon (TARE) veya tıp dünyasında daha sık bilinen adıyla Yttrium-90 (Y-90) Mikroküre Tedavisi, Girişimsel Radyolojinin nükleer tıp ile ortaklaşa yürüttüğü, karaciğer tümörlerine karşı geliştirilmiş en ileri düzey ve nokta atışı bölgesel (lokorejyonel) radyoterapi yöntemidir.
Transarteriyel Radyoembolizasyon (TARE / Y-90) Rehberi
1. İşlemin Mantığı ve Radyobiyolojik Gücü
TARE, daha önce bahsettiğimiz TAKE (TACE) işlemiyle aynı anjiyografik altyapıyı kullanır; yani tümörün karaciğer atardamarından (hepatik arter) beslenme zafiyetinden yararlanır. Ancak aralarında çok temel bir fark vardır:
Beta Işınlarının Gücü: Y-90’ın yaydığı beta ışınları doku içinde ortalama 2.5 mm (maksimum 11 mm) yol alır. Yani radyasyon, kürenin takıldığı tümör hücresinin etrafındaki birkaç milimetrelik alanı yoğun bir şekilde bombalar, ancak yanındaki sağlıklı karaciğer dokusuna veya karın içindeki diğer organlara ulaşamadan enerjisini tüketir. Y-90’ın yarı ömrü yaklaşık 64 saattir (yaklaşık 11 günde radyasyon etkisinin %95’ini tamamlar).
2. TARE Hangi Hastalarda Uygulanır? (Endikasyonlar)
TARE, karaciğer tümörlerinde çok spesifik ve güçlü avantajlara sahiptir:
3. TARE Tedavi Süreci: İki Aşamalı Yolculuk
TARE tedavisi, yüksek radyasyon emniyeti kuralları gereği son derece titiz, iki ayrı seanstan oluşan bir protokoldür.
Seans 1: Simülasyon ve Haritalama (Test Aşaması)
Radyaktif küreleri hastaya vermeden yaklaşık 1-2 hafta önce yapılan bir “prova” işlemidir.
Seans 2: Gerçek TARE Uygulaması (Tedavi Aşaması)
Simülasyon aşaması güvenli çıkan hastanın tümör hacmine göre Nükleer Tıp fizikçileri tarafından milimetrik bir radyasyon dozu (Gigabecquerel düzeyinde) hesaplanır ve yurt dışından hastaya özel Y-90 mikroküreleri (Cam veya Rezin bazlı) getirtilir.
4. TARE İşlem Akışı
1.1. Aşama: Anjiyografik Simülasyon (Haritalama):Damar Haritası ve Şant Kontrolü.
Kasık veya bilekten girilerek karaciğer damarları incelenir, test maddesi (MAA) enjekte edilir. Nükleer tıp taramasıyla akciğere kaçış ve mide-bağırsak damarlarına sızıntı olup olmadığı milimetrik olarak kontrol edilir.
2.2. Aşama: Doz Hesaplama ve Tedavi Planı:Kişiye Özel Doz Üretimi.
Simülasyon sonuçları temiz çıkan hastanın tümör hacmi ve karaciğer fonksiyonları değerlendirilerek Nükleer Tıp ekibiyle birlikte hastaya özel radyoaktif doz sipariş edilir. Bu süreç ortalama 1-2 hafta sürer.
3.3. Aşama: Gerçek Y-90 Enjeksiyonu:Radyoaktif Kürelerin Zerk Edilmesi.
Hasta ikinci kez anjiyoya alınır. Mikrokateter ile tam tümör odağına yerleşilir. Kurşun zırhlı düzeneklerle getirilen radyoaktif Y-90 mikroküreleri sıvı halinde damardan tümör içine salınır.
4.4. Aşama: İşlem Sonrası İzlem ve Güvenlik:Radyasyon Takibi ve Taburculuk.
İşlemden sonra hasta odasına alınır. Y-90 bir beta yayıcı olduğu için dışarıya yoğun bir radyasyon sızdırmaz; bu nedenle hastanın günlerce kurşun odada izole kalmasına gerek yoktur. Genellikle 1 gece tedbir amaçlı misafir edilip ertesi gün evine gönderilir.
5. Yan Etkiler ve Komplikasyonlar
TARE, tümörün içindeki damarları tıkamadığı (iskemi yaratmadığı) için TAKE (TACE) işlemine göre çok daha konforludur. TAKE sonrasında görülen o şiddetli karın ağrısı, kusma ve yüksek ateş (Post-Embolizasyon Sendromu) TARE işleminde neredeyse hiç görülmez veya çok hafiftir.
Yan Etkiler
Ciddi Komplikasyonlar (Nadir ve Önlenilebilir)
6. İşlem Sonrası Takip, Yaşam ve Başarı Kriterleri
Doç. Dr. S. Hilmi Aksoy’un Klinik Yaklaşımı
TARE (Y-90) tedavisi, Girişimsel Radyolojinin nükleer fizik ve onkolojiyle birleştiği, modern tıbbın en vizyoner tedavilerinden biridir. Kliniğimize tümör ana portal veni tıkamış, karaciğerinin sağ lobunu dev bir kitle istila etmiş ve sistemik kemoterapiden artık umudunu kesmiş hastalar başvuruyor. Bu durumdaki bir hastaya cerrahi veya klasik embolizasyon (TAKE) yapmak karaciğeri tamamen iflas ettirebilir. Biz ise TARE ile tümörün damarını kapatmadan, sadece o damarı bir otoban gibi kullanarak radyoaktif askerlerimizi tümörün tam kalbine gönderiyoruz. Küreler tümörün içine yerleşiyor ve mikro-radyasyonla kitleyi içeriden eritiyor. İşlemin en büyük mucizesi, hastanın masadan kalktığında neredeyse hiçbir ağrı hissetmemesi ve ertesi gün günlük hayatına dönebilmesidir. TARE sayesinde, ‘tedavisi kalmadı’ gözüyle bakılan pek çok hastamızda tümörü o kadar güzel küçültebiliyoruz ki, hastalar yeniden karaciğer nakli veya ameliyat şansı yakalayabiliyorlar. Bu multidisipliner gücü hastalarımıza sunabilmek, klinik başarımızı uluslararası standartlara taşıyor.